Türkiye nin Çay Tarımı Yapılan İllerinde (Rize, Trabzon, Artvin, Giresun) Bulunan Çay Çiftçisinin; Eğitim İhtiyaçlarının Karşılanması, Bilimsel Zirai Bilgiye Ulaşabilmesi, Sorunlarının Çözülmesi, Çiftçiler Arasındaki Dayanışmanın Sağlanması Amacıyla ve Çay İçen Tüketicilerin de Organik, Doğal ve Sağlığa En Yararlı Şekilde Çay İçebilmelerini Senchaçayından farkı üretim aşamasında yapraklar sıcak su buharı ile değil fırında 200-300 C'lik şok soldurmaya tabi tutulmuş olmalarıdır. Güzel aromaya sahip Poprice (prinç) ve Genmai (mısır patlağı) eklenmiş olan Bancha'dır. Oksidasyon sonrası kavrulan bir çaydır, Tokushima bölgesinde üretilir. Basitplastik paketteki kaçak çayın tadı daha iyi muhabbeti de oradan geliyor. O çay Güneydoğu asya siyah çayı çünkü Lütfen çay nerede yetişebilir uygun iklim neresidir vs diye araştırın. Çaykur eskiden Avrupaya da çay ihraç ediyordu şimdi iç pazara bile yetişemiyorlar. Çaydabaşka tarihli pakette aynı tadı bulmak için boş yere çabalama. Her gün üretilen çay farklıdır birbirini tutmaz. Ama sadece aynı gün peşpeşe üretilen seriler aynı çaydır. Kahvenin isminin Etiyopya’nın Kaffa isimli limanından gelmesiyle Arapça “ Ayık tutan” anlamına gelen bir kökten gelmesi şeklinde iki ayrı görüş vardır. Türk kahvesinin farkı ise Yemen’den gelen çekirdeklerin kavrulması ve çekilmesinin yanı sıra pişiriliş tarzından gelmektedir. Bu süreçleri de yine Türk Kahvesi k8Za1. “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Merkezinden, “KAÇAK ÇAY HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI” yapıldı. Bilindiği üzere, kaçak çay özellikle güney ve doğu illerimizde fazlasıyla tüketilen ve damak tadında alışkanlık haline gelmiş bir temel tüketim mallarından birisidir. Dün tüm basın ve televizyon haberlerinde önemli bir haber başlığı; “KAÇAK ÇAYA DOMUZ KANI KARIŞTIRMIŞLAR” anonslarıydı. Daha önce defalarca kez, “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Merkezince, kaçak çayın zararları ve içerinse katılan insan sağlığına zararlı maddelerin bulunduğuna ve kesinlikle halkımızın bu çayı içme alışkanlığından vazgeçmesine dair, basın açıklamaları ile, konferanslar verilmişti. Hatta bu konudaki açıklamaları yüzünden, “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Başkanı, Prof. Dr. Öner SAMANLI basın açıklamasında bulunduğu Adana’da, faili meçhul birkaç kişinin saldırısına uğramıştı. Şimdi yine gündeme düşen haber esasında şaşırtıcı ve kesinlikle de bizleri hayretlere düşürücü bir olay değildir. Haberlerin detaylarını incelediğinizde, görünen o dur ki; kamu görevlilerine verilen rüşvetler ayyuka çıkmaktadır. Bir toplumun kamu görevlisi rüşvet alarak, yaşadığı toplum bireylerinin sağlığı ile oynayanlara göz yumuyor ise bu konu üzerinde çok düşünülmesi gereklidir. Bu durum kesinlikle bir toplumsal etik bozukluğunun ve kamu görevlileri arasındaki ücret dengesizliğinin yahut da tatminsizliğinin bir göstergesidir. “TÜKORDER” TÜKETİCİYİ KORUMA VE BİLİNÇLENDİRME DERNEĞİ GENEL BAŞKANI, PROF. DR. ÖNER SAMANLI BASIN AÇIKLAMASINDA BULUNDUĞU İZMİR’DEKİ AÇIKLAMALARI ŞÖYLEDİR; “ Van İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nce son yılların en kapsamlı çay kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirilmiştir. Van, Hakkari, Adana, Mersin, Rize, Şırnak gibi merkezlerimizi kapsayan 49 ayrı noktaya yapılan eş zamanlı operasyonlarda aralarında polis, jandarma ve kamu çalışanlarının da bulunduğu 32 kişi çay ve kuruyemiş kaçakçılığından gözaltına alınmıştır. Operasyonda 20 milyon TL değerinde 1 milyon 473 bin kilogram kaçak çay ile 40 ton kuruyemiş ele geçirildiğine tüm kamuoyu şahit olmaktadır. Van Gürpınar Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, Van İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda, aralarında rütbelilerin de bulunduğu yaklaşık 300 asker bu operasyona katılmış, 6 aylık teknik takip sonucu, günü, operasyon için düğmeye basıldığında, acı ve gerçek tablo ortaya çıkartılmıştır. Baskınlarda aralarında polis, asker ve kamu görevlilerini de bulunduğu 32 kişi gözaltına alınmıştır. Şimdi bu habersel açıklamaya dikkat buyurunuz !.. Bu olay neden su yüzüne çıkmıştır. Kesinlikle ve kesinlikle rüşvet alanlar tatmin olmamıştır. Tatmin edilmemişlerdir. Yahut da bir kısmı menfaatlenirken diğerleri menfaatten vareste tutulmuşlardır. İşte bu durum bizlerin yıllardır söylediklerimizin doğrulanmasıdır. İki üç yıllık kamu görevlisinin altında, son model araçlar bulunmaktadır. Adres gösteriyorum. Doğunun tüm illerinde görev yapan, asker ve polislerin gelir ve gider dengelemelerinin izlenmesi gerekmektedir. Yıllardır yinelediğim gibi yine altını çizerek söylüyorum ki; asker ve polis gibi birçok görevlinin araçları çenç’ tabir edilen, ruhsatlarıyla oynanılmış, bulunamayan kayıp araçlardır. Bunları alan da satanda bilmekte olduğu halde kimsenin müdahale etmek gibi bir düşüncesi de bulunmamaktadır. Kaçak çay nedir, bunlar uzak Asya’dan getirilen yahut da ülkemizde toplanan çayların özellikle de niteliksiz ve ekspertiz incelemelerinden geçer not alamayan sağlığa zararlı olanlarıdır. Bu çaylar üzerine de kimyasal işlemler ve katkılar kullanılarak renklendirilmeleri ve buruk tad vermeleri sağlanmaktadır. Kullanılan tüm katkı maddeleri, insan sağlığı için öldürücü özelliklerdedir. Bunlar insanlarda ileriki yıllarda ortaya çıkacak olan ölümcül virüsleri taşımaktadırlar. İnsanların yaşamında kanser riskini oluşturucu zararlı katkı maddelerini yine sözde insan bildiğimiz ticari ahlaksızlar yaparlarken, bunları da başıboş bırakanlar kamuda görevli bulunan ahlaksızlardır. BUNLARIN SORUMLULARI, ÜLKEYİ SİYASETEN YÖNETEMEYEN İDARESİZLERDİR. Allah insan ve hayvan sağlığını önemsemeyenleri ıslah eylesin !.. Her zaman ve her yerde söylediğim gibi, “Türk, Türk Çayını İçer !’ Ben “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” Söylemindeki bir Türk vatandaşıyım ve daima Türk Çayı içiyorum. Çünkü sağlığımı ve insanlığımı önemsiyorum. Kaçak çaya hayır !... Tarım Bakanlığının acilen, “Türk’üm Türk Çayı İçerim” ve benzeri içerikleri bulunan afişlerini, yurt genelindeki tüm çay ocakları, kafeterya ve kahvehanelere asmış olmasını bekliyoruz.” diyerek basın açıklamalarını tamamlamıştır. BİLİNDİĞİ ÜZERE TÜM SAĞLIK UZMANLARININ ORTAK GÖRÜŞÜ; Kaçak çay, mide asidini çok fazla arttırdığı için reflüye yol açabildiğine ilişkindir. Özellikle Güneydoğu’da reflü çok sık görülmektedir. Reflüye, aşırı sigara içilmesi, bol acılı, baharatlı ve yağlı yemekler ile alkol tüketimi yol açabilmektedir. Türkiye’de aleni şekilde satılan ve imsiye de muamma olan “Kaçak ÇAY ?” aşırı şekilde tüketilmek üzere piyasalara sürülebilmektedir. Bu kaçak çaylara kimyasal boya maddesi ve tavşan, at, eşek, domuz vb. hayvanların kanlarının katıldığı sık sık ileri sürülüyor. Kimyasal boya maddelerinin de kanser yaptığı biliniyor. Kaçak çay, mide asidini çok fazla arttırdığı için de reflüye yol açabiliyor. “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Başkanı, Prof. Dr. Öner SAMANLI, basın açıklamasında da izah ettiği gibi, aslında en güzeli yerli ve bilinen tanınan güven duyulan markalı çaylardan içmek gerekmektedir. Reflü hastalığının tedavisinin kolay olmasına rağmen önlem alınmaması halinde ileriki yıllarda kansere dönüşme riskinin yüksek olduğunun kesinlikle bilinmesi gerekir. BU HASTALIK DEVAMINDA İSE KANSERE YOL AÇMAKTADIR. Lütfen sağlığınızla oynamayın !... Kaçak çay içmeyin !... Sigara içmeyin !.... İçenleri uyarın !... Özellikle sigara ve çay, kahve içenleri daha şiddetle uyarın !... Sağlıcakla ve sağlıklı kalın. Saygı ve sevgilerimle. Semra ŞAHİN ANKARA “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Merkezinden, “KAÇAK ÇAY HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI” yapıldı. “Türkiye’nin Tüketici Hattı, sayfasındaki yazım, aşağıdaki linkli “MİLLİYET BLOG” da da, yayındadır. Not 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince fikir ve görüşlerim ile makalelerim, telif hakları yasasına tabi olup, alıntı yapmak isteyenlerin lütfen yazılarımın linkini ve isim soy ismimi sayfalarındaki alıntının altına dipnot olarak koymaları kaydı şartı ile kaynakça kullanmalarında sakınca bulunmamaktadır. Aksi davrananlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır. Mutlulukta, hüzünde, dostlukta, derin sohbetlerde, oyunlarda, sabahlarda kısacası birbirinden farklı pek çok durumda insanları bir araya getiren, çay gibi güçlü, çay gibi tarafsız, çay gibi herkesin sevgilisi, çay gibi herkes tarafından kabul görmüş başka ne var şu topraklarda?Sabah kalkınca daha yüzümüzü yıkamadan ve akşam yemeğinden sonra sofrayı toplarken çaydanlığa su koyup altını yakar, ortam gerildi mi bi' çay koyar, misafir geldi mi hemen bir çay bizim için öylesine bir içecek değildir. Bazen kelimelerin tükenişi, bazen yeniye umut, kimi zaman da tatlı bir hoş geldindir. Törensel bir tarafı vardır çay içmenin, anlamı derin, değeri paha çayla çok sonradan tanıştı bu topraklar. Osmanlı zamanında öğünler, cezve ateşe sürülmeden bitmezken, okkalı bir kahve içmeden gün geçmezken nasıl oldu da çay toplumu oluverdik? O ilk tanışma Çay buraya nasıl geldi? twitter Çinliler tarafından milattan önce keşfedilen ve medikal amaçlı kullanılan çay, Portekiz'e ancak 18. yüzyıla doğru yayılmaya başladı. Eh yüzyıllar boyunca tadını yalnızca kendileri çıkarmışken, diğer ülkelerin de keşfetmesinin zamanı gelmişti. 1700'lerin sonunda da İngiltere ve İrlanda'ya sıçrayan çay merakının Anadolu'ya gelişi ise Osmanlı son zamanlarına denk düşüyor. Burada hemen önemli bir parantez açalım. Çay Anadolu'ya ilk olarak Osmanlı zamanında gelse de Türklerin çayla ilk tanışmalarının 12. yüzyılın Orta Asya'sına kadar uzandığı söyleniyor. Kazan Kırım Türk'ü ve dil ıslahatçısı Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevî olduğu vurgulanır. Hatta Yesevî'nin, çayı ilk kez içtiğinde yorgunluğunu aldığını söyleyip "Hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar" diye dua ettiği de rivayet ediliyor. Çay Osmanlı'ya girdi girmesine ama öyle çok da heyecanla karşılanmadı. Çünkü karşısında kahve gibi güçlü mü güçlü bir rakip vardı. Hani seviliyordu ama hala bir kahve değildi. 1838 civarında Çin'den veya Japonya'dan burası net değil, iki ülkeyi de iddia edenler var getirtilen çay fidanları ve tohumları Bursa'ya ekiliyor ancak Bursa ve civarı, çay üretimi için elverişli olmadığından bu girişim başarısız oluyor. Ancak bu başarısızlık Osmanlı cengaverlerini yıldırır mı? Yıldırmıyor. Çay satan küçük küçük dükkanlar peydah oluyor ve bu dükkanların da katkısıyla çay sevgisi her geçen gün halkta artıyor. 1879'ların sonuna gelindiğinde ise Adana Valisi Edirneli Hacı İzzet Paşa, Çay Risalesi kitabını çıkararak çayın tarihini, özelliklerini ve pişirme şeklini anlatıyor. Hem savaş, hem yokluk Karadeniz'de çay üretimi nasıl başladı? Çayı Moğollar'dan öğrenen ve tam da Osmanlı'nın Bursa'ya çay fidanlarını ekip başarısız olduğu yıllarda çay üretimine başlamaya karar veren Rusya, bu hayalini Gürcistan topraklarını kullanarak gerçekleştiriyor. İşte Karadenizlilerin çayı bilmesi tam da buradan ileri geliyor. Malum yakın topraklardan bahsediyoruz. Çay içme alışkanlığı olmayan topraklarda bir anda çay yetiştirme fikri doğuyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan yorgun ve yıpranmış çıkan halk işsiz de kalınca ne yapacağnı bilemiyor. Her yer yıkık dökük, mecal yok, sermaye yok, ham madde yok, çalışacak insan çok. Bir yandan kahve de çok pahalıya gelir olmuştu. Çünkü kahvenin anavatanı Yemen, eskiden Osmanlı'ya ait bir toprakken, 1. Dünya Savaşı sonrası artık başka bir ülke oluverdi. Haliyle kahveyi ithal etmek gerekti. Ancak kahve çok pahalıydı ve kimsede para yoktu. Üstelik Gürcistan topraklarında çay yetiştirme, toplama gibi işleri yapanlar arasında Karadenizliler de vardı. Yani işi biliyorlardı. Savaş, parasızlık, ham madde ve sermaye eksikliği, işi bilme, kahve azlığı... Bütün şartlar çay için hazırdı. secreturkey Çayın Türkiye'deki yolculuğu ve çay sevgimize dair bazı tarihi ve ilginç bilgiler - İlk çay tohumlarının Batum'dan sınırda geçişi engellenmesin diye bir baston içerisinde Zihni Derin tarafından gizlice getirildiği söylenir. - Aynı zamanda Rize'ye getirilen Hindistan'da çalışmış iki İngiliz uzman, 1924-1935 arasında çay yetiştirme girişiminin yavaşlamasının nedeni olarak gösterilir. Uzmanların o dönem yeterli başarı gösteremeyince geri gönderildiği söylenir. - 1940 yılında İngiltere'ye sipariş edilen çay makineleri, 2. Dünya Savaşı nedeniyle ancak 1946'da Türkiye'ye ulaşabildi. Bu yüzden ilk çay fabrikası 1947 yılında açıldı. - Çay sevgisi o kadar ilerledi ki çay üretilse de yetmediği için aynı zamanda ithal de ediliyordu. Ta ki 1963-1965 civarına kadar. Bu tarihlerde ilk defa artık üretim, talebi karşılayabildi ve ithalat yapılmadı. - Çin'de geçtiğimiz yıl düzenlenen Uluslararası Çay Kongresi’nde hazırlanan Dünya Çay Raporu'na göre dünyada kişi başı en çok çay tüketen ülkeler sıralamasında kiloyla Türkiye birinci sırada. - Ajda bardak deyiminin, Paşabahçe'nin ürettiği 'aida' isimli bardaklardan evrildiği söylenir. Marka aida adını verdiği bardakları raflara koyduktan sonra aida demeye alışkın olmayan bizler, ismini kendimize göre değiştirip 'Ajda' dedik ve o bardak, 'Ajda bardak' ismiyle kaldı. Rivayet tabii, henüz doğrulanan bir şey yok. - Doğu Karadeniz'de yetişen çayın tarım ilacı ve pestisit açısından oldukça şanslı olduğu da yine iddialar arasında. Doğu Karadeniz'de tarım ilacı kullanılmadığı söylenenler arasında çünkü çaylıklara kışın kar yağdığında kar bütün mikropları öldürüyor. Haliyle bakteri, böcek gibi canlılar da çay yapraklarında bulunmuyor. Kaçak çayın yoğun kullanıldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ÇAYKUR'a ait çayların içilmesi noktasında çok daha kapsamlı çalışmalar yaptıklarını ifade eden Sütlüoğlu, şunları kaydetti "Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde daha önce Türk çayı içiliyordu, şimdi bu bölgeye yabancı menşeli çaylar girdi ve işgal etti. Bu işgali ortadan kaldıracak güçteyiz. Bu bölgede çalışmaları daha da sıklaştıracağız, 300 binin üzerinde eve ulaşmayı hedefliyoruz ve onlara ÇAYKUR çayını tattıracağız. Geçen sene Gaziantep ve Diyarbakır'ı pilot bölge seçmiştik. Bu sene bölgenin tamamında bu çalışmalarımızı yapacağız. Geçen yıl bu iki ilimizde önemli artışlar gerçekleştirdik. İnşallah bu yıl bu bölgedeki diğer vilayetlerimizde de önemli artışlar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kaçak çayın damak tadında bir çay yaptık. Bu çayın da testlerini bölgede yapıyoruz. Güneydoğu'da yaşayan kardeşlerimizin beğenisine sunuyoruz. Onlardan alacağımız geri dönüşlerle bu konudaki çalışmalarımıza yön vereceğiz" Çayın buruklaşmasını olumsuz bir durum olarak anlatmışsınız ama çayın buruk olması kalite açısından istenen bir durumdur. çaykur filiz çayını az miktarda çaykur altınbaş çayıyla karıştırıyorum nefis oluyor herkese tavsiye ederim, biraz da kokulu olsun istiyorsanız 2-3 çay kaşığı tomurcuk çayı ilave edebilirsiniz Hocam tesekkürler. Dün sizin listeden caykur tirebolu 42 si ile gizli bahce sallamayı demledim ve sahiden son zamanlarda hatta senelerde içtiğim en güzel cay oldu Bu 2 cayı da ilk defa denemis oldum ayrıca. Sasırdım. Lezzeti,kokusu,rengi tadı cok güzel olmus. Tavsan kanı rengi yaprak cay olmadan ilk defa bulabildim. Ofcay hazine ye ne diyorsunuz bu arada? Sizin listeyi kayıt aldım. Devamı olursa takipteyim Geçen kış aldığım 500 gr ofçay hazineyi buhafta misafirlerime açtım. Fevkalade. İçine biraz seylan çayı kattım. Geçen yıl aldığım a101'e özel bir ilk hasat çayı vardı ondan da kattım. Doğadan dı galiba. Liptonun ilk hasat çayını beğenmiyorum. Liptonda içeceğim tek çay siyah inci. Seylan cayi hangisi oluyor? Lipton un bende siyah incisini tercih edecegim Bunlardan hangisini almaliyiz Hepsi guzel sanirim İkincisi %50 indirime girdiğinde karadem ÂLÂ çayı da öneririm. a101 Seylan çayı Ahmed tea, champion, beyce, beta vs alınabilir. Veya ucuz yollu bim-a101 tercih edilebilir. rica ederim hocam birilerine yardımcı olabildiysek ne mutlu bana beğendiğim çayların hepsini denemenizi öneririm sadece çaykur tirebolu 42 ile kalmayın ben doğadan gizli bahçe sallama çaylarını her zaman evde hazır bulundururum sabahları kahvaltıda leziz oluyor ofçay ürünlerini hiç denemedim,bundan sonrada kolay kolay çay testi yapacağımı sanmıyorum bence en iyi çayları zaten buldum bunlardan öte iyi çay olmaz bence ama arada ofçay,karali ve beta çaylarına bakabilirim ben buruk kelimesini acı diye biliyorum ve çayda acı iyi bişi değildir,her neyse ben bidahakine acı kelimesini kullanırım siz bildiğinizle devam edin Ben de acı sevmem ama bu benim görüşüm değil tse standartı. Hem de en büyük puan burukluğa verilmiş. hmm gerçekten ilginç,aslında bakılırsa çay tatlı bi gıda değil zaten dolayısıyla acıda denebilir onu kastediyor olabilir türkiye çay cennetiyken neden yabancı marka çay içiyosunuz anlamadım sırf havalı olmak için lipton yazmayın türk malı çay için. arkadaşım tavsiye olarak lipton un siyah poşey çayı var birde sarı poşetli çaykur çayı. ikisini karıştırıyorum. inanılmaz bir tadı oluyor. normalde çay içmeyi severim ancak bunu keşfettikten sonra inanılmaz derecede fazla içmeye başladım. doyamıyorum içmeye. birde demlerken su inanılmaz önemli . normalde kocaeli de yaşıyorum ama rize de aldığım tat sudan dolayı bambaşka. Çok methedilen Lipton Siyah İnci'yi denedim, tam bir fiyasko. Sanırım içinde Seylan çayı var, pakette herhangi bir ibare yok ama o tadı aldım. Reklam denen olgu o kadar etkili ki, kötü bir ürünü iyiymiş gibi sattırıyor... Doğadan Gizli Bahçe'yi de ilk defa denedim ve gerçekten çok kaliteliymiş. Beta Taçyaprak ve Çaykur Altınbaş'la birlikte favori listeme ekliyorum. İçimi son derece yumuşak, hiç Seylan çayı eklemeden çok az bergamot ilavesiyle tüketiyorum. tesadüfen çayım bitiyodu mavi tirebolu 42 yi tekrar deneyeyim derken bulamadım markette mecburiyetten lipton siyah inci aldım ve ilk tattığım siyah inci tadı değildi bu ikinciyi bende beğenmedim ama genede içilir vaziyette,sanırım toplanma zamanına göre tadı değişebiliyorşampiyonlar ligi yapıyom yukarıdaki olumlu markaları,kendi aralarında eleme yapıp en iyi 2 çayı bulacam Çayda başka tarihli pakette aynı tadı bulmak için boş yere çabalama. Her gün üretilen çay farklıdır birbirini tutmaz. Ama sadece aynı gün peşpeşe üretilen seriler aynı çaydır. Bu Konuda Tüm Forumlar Hobi Forumları Yemek/Mutfak Bölümü Yemek ve Mekan Önerileri Bu Konuda Şimdi Ara Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 7Cevap 1Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 4 yıl Cevaplayan Üyeler 2 Konu Sahibinin Yazdıkları 4 Ortalama Mesaj Aralığı 3 gün 10 saat 9 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 1 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 4 Favoriye Eklediklerim 1 Konuya En Çok Yazanlar kadobay 4 mesaj kelebekxax 3 mesaj Konuya Yazanların Platform Dağılımı Masaüstü 7 mesaj Konuya Özel Ağustos ayında Diyarbakır’a gittiğimde, eskiden kaçak olarak getirildiğinden kaçak çay olarak adlandırılan ancak artık yasal olarak getirilip satılan “ıstıkan” ve “mahmood tea” çayından almıştık. Dün kullanmak için üzerinde 900 gr yazan “Mahmood Tea” paketini açtığımda içinde kulplu ve ağır bir çay bardağı çıktı…kutunun ağırlığı ve içinden kulplu ve ağırca bir çay bardağı çıkınca, ambalajını, içindeki çay paketini ve çay bardağını üzerinde 900 gram yazıyor, tartıda 902 gr geldiİçerikte ise; Çay bardağı 217 gr Dış kutu 88 gr Çay paketi 598 grKutu üzerinde 900 gram yazan çayın içinden 598 gram çay çıkması nasıl izah bardak hediye ise 900 gr çayın üzerine + olarak göre Gaziantep menşeli firması tarafından Seylan’dan ithal edilen çaylar paketlenerek farklı markalarda piyasaya sunuluyor…Bu satış/pazarlama yönteminin işletme derslerinde hangi konuda geçtiğini ben hatırlayamadım...Neyse konu o değil...900 gram niyetiyle para verip 600 gram gerçek çay içmek isteyenlere tavsiye ederim... Dostum sıkı bir Mahmood Tea tiryakisi olarak soruna cevap verebilirim. Kutuyu atmadıysan üstündeki ambleme bi dokun. Eğer çay orjinal ise o amblem kabarcıklı olur, dokunduğunda o kabartmaları parmağının hissetmesi gerekir. Aynen paralardaki gibi. Ayrıca kutu üzerindeki renkler de canlı mı canlı olacak. Bunlar yoksa o çay sahte. Maalesef aynı olay yazın benim de başıma geldi. Van'dan kardeşime aldırdığım 10 paket 500 gramlık Mahmood Tea çaylarının tamamı sahteydi. Orijinal paketi ile sahtesini karşılaştırdığımda belirttiğim farklar açık bir biçimde gözle görünüyordu. Maalesef Mahmood Tea şu an için internette de yok. sitesinden alıyordum ama uzun zamandır getirmiyorlar. Zaten 450 gramı en az 50 TL civarında. Çok pahalandılar. Mevzu sahte olup olmadığı değil... Diyarbakır'daki bilindik bir çay distribütöründen aldık, orijinal mahmood tea. Konu, üzerinde 900 gram yazıp içindeki çayın 600 gr olması. Yani hileli satış. Üzerine 600 gram yazsın amenna o parayı o kadar çaya vermek isteyen alır istemeyen almaz. Ama 900 gr yazıpta ıstıkan çayına yakın rakamla çay satıp içinden 600 gr çıkarsa ben buna hileli yöntem derim. Mahmood tea kaliteli olabilir ama bi ıstıkan kadar da değil. quoteOrijinalden alıntı kadobayMevzu sahte olup olmadığı değil... Diyarbakır'daki bilindik bir çay distribütöründen aldık, orijinal mahmood tea. Konu, üzerinde 900 gram yazıp içindeki çayın 600 gr olması. Yani hileli satış. Üzerine 600 gram yazsın amenna o parayı o kadar çaya vermek isteyen alır istemeyen almaz. Ama 900 gr yazıpta ıstıkan çayına yakın rakamla çay satıp içinden 600 gr çıkarsa ben buna hileli yöntem derim. Mahmood tea kaliteli olabilir ama bi ıstıkan kadar da benim dediğim gibi uygulayıp da orijinal olduğuna kanaat getirdiyseniz haklısınız derim. Ama aldığınız çay sahtedir diye düşünüyorum. Yani Mahmood Tea üretimi değil. Yani birileri Mahmood Tea ambalajını taklit edip içine çay ve bardak koyarak size Mahmood Tea diye satmıştır. Yani 50 liraya pazardan aldığınız Nike veya Adidas ayakkabı gibi sahte bir ürün almışsınız. Pazardan aldığınız Nike'nin üzerinde air yazıyor diye air özellikli bir ayakkabı değil diye Nike firmasını suçluyorsunuz gibi bir şey olmuş yaptığınız. Dünyanın en ünlü çay firmalarından birisi bahsettiğiniz hileyi yapmaz. Buna tenezzül de etmez. Ayrıca Mahmood Tea'nin distribütörü falan yok. Bence size çayı satan distribütörü arayıp onu sahtekarlıkla suçlamalısınız. Mahmood Tea'yi değil. Ayrıca Istıkan ile Mahmood Tea'yi karşılaştırmanız komik olmuş. Yazımda Mahmood tea distribütöründen aldığımı değil, bilindik bir çay distribütöründen aldığımı yazmıştım. Yanlış anlamışsınız. Çayı satın aldığım yer Diyarbakır'daki levhasında "İstihkam Türkiye Distribütörü" yazılı bir dükkan. Keza mahmood tea kullanan bir yakınımdan da edindiğim bilgiye göre mahmood tea kutularından eskiden beri fincan ya da bardak çıkıyormuş... Belki de şimdiye kadar mahmood tea alanlar bardak ya da fincan hediyeli şeklinde düşünüp gramaj hilesinin farkında değildi. Sıkı bir mahmood tea tiryakisi olduğunuzu yazdığınıza ve daha önce de satın aldığınıza göre 900 gr lık kutulardan hiç bardak ya da fincan çıktığı oldu mu sizde? quoteOrijinalden alıntı kadobaySıkı bir mahmood tea tiryakisi olduğunuzu yazdığınıza ve daha önce de satın aldığınıza göre 900 gr lık kutulardan hiç bardak ya da fincan çıktığı oldu mu sizde?Birkaç yıl öncesine kadar aldığım 500 gramlıkların bazısının içinden fincan çıktığı olurdu. Ama doğrusu o aldıklarım sanırım Van'da piyasadan satın aldıklarımdı. Orijinal olup olmadıklarından şu an için emin değilim. Ve o zamanlar tartmak aklıma gelmedi. Bir kaç yıldır çoğunlukla yukarıda yazdığım siteden alıyorum ama içinden fincan falan çıkmıyor. Ama maalesef şu aralar orijinal Mahmood tea bulunamıyor. Sadece isimli sitede 50 TL'ye kutulusu vardı. Telefonla aradım. Bizdeki orijinal dedi, Doğubayazıtta üretilenlerden değil bunlar, Seylan'dan getirilenler dedi. Memleketim Ahlat'ta olduğu için orayı biliyorum. Yazın oradan MAhmood Tea almıştım, orijinal idi. Kutusundaki kabartmaları elle hissedebiliyordunuz. Onun yerine dün bu seferlik Ahmed Tea Earl Grey ve Go Hazal Tea siparişi verdim. Merak edenler için de yazmış olayım. MAhmood Tea'nin bergamot aromalı çayının içimi ve tadı Ahmed Tea'ye göre daha yumuşaktır. Ama her iki çay da yoğun demli ve bergamot kokuludur. Demlemek için karadeniz çaylarından ne kadar atarsanız bu çaylarda yarısını atmanız yeterli. Sabah çay demlendiğinde mutfağınız mis gibi bergamot kokar. O derece yani. Maalesef bizim yerli çaylarımız hep toz toprak. İki hafta önce sözde en iyi çaylardan çaykur Altınbaş aldım. Ne tadı var, ne berraklığı. Kutusuna çay yaprağından çok toz koymuşlar. Sayfaya Git Sayfa

kaçak çayın türk çayından farkı