Zirahalkın, İslamı gerçekten bildiğini bilseydiler asla böyle gülünç bir iddiayı ortaya atmazlardı. Fakat sahte alim taslakları vasıtasıyla ve halkın İslamdaki cehaletlerini fırsat bilerek böyle bir iddiayı ortaya attılar ve halkı da buna inandırdılar. Oysa Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi: ŞüphesizSen çok cömertsin ve çok ikram sahibisin. Kovulmuş Şeytan'dan Allah'a sığınırım Rahman Rahim Allah'ın adı ile. Vaaz Duasının Yeri ve Önemi "Şüphe yok ki, Allah için, Allah'ın kitabı için, Peygamberi için, Müslümanların imamları için ve hepsi için hayır istemekten ibarettir. (Müslim)" diye buyurulmuştur. Horasanve Mâverâünnehir bölgesinin merkezi Merv idi. Bahreyn ve Umman bölgesinin idaresi de Irak valisi tarafından tayin edilen Basra valisine aitti. Sind ve Pencap bölgesinin valisi de Kûfe valisi tarafından tayin edilirdi. el-Cezîre: Ermeniyye, Azerbaycan ve Anadolu'nun bazı kesimleri bu valiye bağlı idi. 7 Vaaz ve vaizlik kavramlarını açıklar. 8. Vaaz dualarını ezbere okur. 9. Vaaz ve ders sunumunda dikkat edilecek hususları fark eder. 10. Hitabet ilkelerine uygun vaaz hazırlar ve sunar. 11. İncelediği veya dinlediği bir vaazı hitabet tekniği açısından değerlendirir. Ünite genelinde dualar anlamlarıyla birlikte verilecektir. Kadınıntoplumdaki önemi. Türk toplumunda kadının saygın bir yeri vardır. Orta Asya'da kurulan ilk Türk. Osmanlı Devleti Dönemi'nde kadın haklarında gerileme oldu. Kadınlar evlenme, boşanma, miras ve eğitim işlerinde pek çok haklarını kaybettiler. Bununla birlikte köylerde ve kasabalarda yaşayan kadınlar, her alanda ftmuBh. islam öncesi Türklerde kadının yeri ve önemiEski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde öyle yüce bir mertebeye kurulmuştur ki kadını öylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmamanın imkanı yoktur. Kadın, erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Daha da önemlisi Türk Milleti'nin tek bereket kaynağıdır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengaverlerin önünde saygıyla eğildikleri bir şeref destanlarında kadın ilahi bir varlık konumuna gelmiştir. Öyle ki erişilip dokunulması, koklanması, kısaca beş duyuyla algılanmasının imkanı yoktur. Yaratılış Destanı'nda, Allah'a insanları ve dünyayı yaratması için fikir ve ilham veren "Ak Ana" adında bir kadındır. Oğuz Kağan'ın ilk karısı, karanlığı yararak, gökten inen mavi bir ışıktan, ikinci karısı ise kutsal bir ağaçtan doğmuş insanüstü varlıklardır. Yakutlar'da "Ak Oğlan" ağacın içinden çıkan nurlu bir kadın tarafından emzirilmiştir. İlk Türk yazıtlarından olan Bilge Kağan kitabesinde Kağan "Sizler anam hatun, büyük annelerim, hala ve teyzelerim, prenseslerim..." hitabıyla söze eski Türk inancına göre, "Han ile Hatun" gök ile yerin evlatlarıdır. Kadın burada yedinci kat göktedir. Kadına, böylesine bir kutsallık veren törede kadının dövülmesinin, horlanmasının imkanı yoktur. Zaten Türk kültüründe ve destanlarında böyle bir durum göze çarpmamaktadır. Türk destanlarında kadın erkeğin daima yanındadır. Onların güç ve ilham Korkut hikayelerinden olan "Deli Dumrul"da, Dumrul canının yerine can bulma çabasına girince bunu kadınından bulmuş, kadın ona hiç çekinmeden canını vereceğini söylemiştir. Yine Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen, iyi kılıç kullanan, iyi savaşan kadınlarla evlenmek istemektedir. Nitekim, Dede Korkut'taki Bamsı Beyrek hikayesinde yer alan "Banu Çiçek" bunun en güzel Manas Destanı'nda kadın, evin namusunun koruyucusudur. Kazaklar'da kadına verilen değer şu atasözüyle ne güzel anlatılmıştır "Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır."Tüm Türk destanlarında sarsılmaz bir saygı, sevgi ve sadakat vardır. Gerdeğe girdiği gün murad alıp vermeden yalnız kalan kadın kocası ölünceye kadar onu bekleyeceğine ve üzerine bir erkek sinek bile kondurmayacağına and içerdi. Kadınların savaşta düşmanın eline geçmesi büyük bir zillet sayılırdı. Oğuz Kağan Destanı'nda ırza tecavüz edenlerin öldürüldüğü veya gözlerine mil çekildiği ifade bir tarihçi olan Gerdizi de "Malumdur ki Türk kadınları çok iffetlidirler." derken Türk kadınının ahlaki temizliğini övmektedir. Bu övgü boşuna değildir. Nitekim kadın adları arasında temiz, faziletli manasına gelen "Hun, Sabir, Arig, Arık, Uygur Silink, Kazan Silu" gibi adların bulunması sebepsiz değildir. Aynı şekilde İbni Batuta Şehnamesi'nde Kırım'daki hatıralarını anlatırken söyle demektedir. "Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler'in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür."İslamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınsız bir iş görülmezdi. Kadın erkeğin tamamlayıcısıydı. O sürekli erkeğin yanındaydı. Hakanın buyrukları yalnız "Hakan buyuruyor ki" ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete Han'ın hatunu Gazi Bahadır Han, Şecere-i Terakime'de, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmakta ve bu kızların isimlerini şöyle sıralamaktadır "Boyu Uzun Burla, Barçın, Salur, Şabatı Hatun, Künin Körkli, Kerçe Buladı, Kuğatlı Hanım."Türk kadını, diğer toplumlarda olduğu gibi baskı altında tutulmuyor, aşağılanmıyordu. Kadının yüceliği Altay Dağları'nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı" ismi verilerek, sanki çağlar sonrasına bir mesaj öncesi Türk topluluklarında kadına böyle bir bakış açısı var iken, Türk toplumu dışında kalan milletlerde kadının durumu acınacak bir devri Araplarında, kadının kocası yanındaki değeri, alınıp satılan bir maldan farksızdır. Arap erkeği adet zamanında kadınla bir arada oturmaz, onunla yiyip içmezdi. Aynı dönemde yine burada kadının miras hakkı yoktu. Oysa, Türk kadını miras hakkına sahiptir. Mesela; Yakutlar'da kadının kendine ait mülkü mevcuttur. Buna "and" veya "nemse" adı verilir. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı vardır. Ölen bir kocanın karısı var ise; bunun mirastan iki hali Kocanın oğlu veya kızı, oğlunun oğlu veya kızı ile beraber bulunuyorsa sekizde bir,2. Bunlardan hiç biri kadının yanında değilse dörtte bir miras dönemlerde kadınların diğer toplumlardaki durumunu incelemeye devam edelim. İngiltere'de XI. asra kadar kocalar karılarını satabilirdi. Hıristiyanlar ise; kadına şeytan gözüyle bakmışlardır. Yine İngiltere'de kadın "murdar" bir varlık sayıldığı için İncil'e el süremiyordu. Kadınlar İncil'i okuma hakkına Hanry devrinde 1509-1547 sahip piskoposu Dour'un 1888 yılında Westminster Kilise'sinde vaaz verirken söyledikleri tüyler ürperticidir.."Bundan yüz sene öncesine kadar kadın erkeğin sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze başlaması da caiz değildi. Kocası başının ucuna kocaman bir sopa asardı ve karısı ne zaman emrini tutmazsa onu kullanırdı. Kadının sözü kızlarına geçmezdi. Erkek çocuklar ise; analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla paye vermezlerdi."Çin'de ise, boşanma hakkı sadece erkeğe mahsustu. Kadının böyle bir hakkı yoktu. Oysa Türk kadını tüm bu haklara sahipti. "Koca karısını, kadında kocasını boşayabilirdi. Koca karısının getirdiği çeyizinin bedelini verirken, kadın para vermek veya mihrinden vazgeçmek suretiyle kocasından boşanabilirdi."Budizm'in kurucusu Buda ise; ilk başlarda kadınları dinine kabul etmemiştir. Eski Türk kadını, Roma kadınından da fazla haklara sahipti. Roma hukukunda kadın, kendi malına hükmedemezdi, vasiyet yapamazdı. Roma hukuku kadını ergin kabul etmiyordu. Onu noksan akıllı sayıyordu. Romalı kadın Jüstinyen devrine kadar tam bir esir hayatı yaşamıştır. Roma'da dul kadının evlenmesi suç sayılıyordu. Yine Çin'de yeni doğan çocuk, erkekse pahalı kumaşlara, kız ise bez parçalarına sarılırdı. İran'da kendilerine eş olan kızlar günahkar sayılmışlardır. İran'da kanları bozmamak için yakın akrabalarla evlilik uygun görülmüştür. Bu sebepten anaları ve kızkardeşleriyle evlenenler ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde Cahiliye Araplarının kız çocuklarını diri diri gömmeleri acı bir gerçektir. Kız çocuğa sahip olmak şerefsizlik bu dönemlerde, Türk kızları ve kadınları, toplumun şerefli bir ferdi olarak itibar görmüşlerdir. Türk kadınının böyle ihtişam içinde ve saygı görerek yaşaması Türk karakter ve kültürünün yüksek değerini ifade ederMaddeler halinde özetlersek,1. Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaratılış Destanı’nın da Yaratan’a ilham veren ’Ak Ana ’ adında ki Oğuz Kağan Atamızın kutlu eşlerinden biri mavi bir ışıktan,diğeri kutsal bir ağaçtan doğmuş olağanüstü Bilge Kağan kitabesinde Kağan ’ Sizler Anam Katun,Büyük Annelerim,Hala ve Teyzelerim,Prenseslerim..’’ sözleri ilehitabına Eski Türk inancına göre ’Han ile Katun’’ gök ve yerin yeri yedinci kat Eski Türk destanlarında kadın erkeğinin her daim erkeğinin güç ve ilham kaynağı kabul Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen,iyi savaşan,iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek olarak Korkut Ata’nın Bamsı Beyrek hikayesindeki Banu Çiçek Katun’u Eski bir Türk atasözü; ’Birinci zenginlik sağlık,ikinci zenginlik iyi bir kadın.’’8. Savaşta kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç Oğuz Kağan destanından öğrendiğimize göre ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil gezgini Ahmed bin Fadlan,Türklerin tecavüz suçlusunun bacaklarından çapraz bağlanmış iki ağaca bağladığını veipin kesilmesi sureti ile bacakların ayrıldığını hatıralarında Yine Arap gezgini olan İbn’i Batuta şöyle der ’ "Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler'in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınlarınkıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür."11. Kağanın buyrukları yalnız "Kağan buyuruyor ki" ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyanederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Tanrıkut Mete Han'ın Katunu Ebul Gazi Bahadır Han, Secere-i Terakime'de, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını Kadının yüceliği Altay Dağları'nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı" ismi verilerek Eski Türklerde kadın miras hakkına sahipti. Kadının kendine ait mülkü mevcuttu. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı Eski Türklerde koca karısını boşayabildiği gibi,kadında kocasını diğer toplumların kadına bakışına bir göz İngiltere'de XI. asra kadar kocalar karılarını satabilirdi. Hıristiyanlar ise; kadına şeytan gözüyle bakmışlardır. Yine İngiltere'de kadın "murdar" bir varlık sayıldığı için İncil'eel süremiyordu. Kadınlar İncil'i okuma hakkına Hanry devrinde 1509-1547 sahip İngiliz piskoposu Dour'un 1888 yılında Westminster Kilise'sinde vaaz verirken söyledikleri ;"Bundan yüz sene öncesine kadar kadın erkeğin sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze başlaması da caiz değildi. Kocası başının ucuna kocaman birsopa asardı ve karısı ne zaman emrini tutmazsa onu kullanırdı. Erkek çocuklar ise; analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla paye vermezlerdi."3. Çin'de , boşanma hakkı sadece erkeğe Budizm'in kurucusu Buda ise; ilk başlarda kadınları dinine kabul Roma hukukunda kadın, kendi malına hükmedemezdi, vasiyet yapamazdı. Roma hukuku kadını ergin kabul etmiyordu. Onu noksan akıllı sayıyordu. Roma'da dul kadınınevlenmesi suç Çin'de yeni doğan çocuk, erkekse pahalı kumaşlara, kız ise bez parçalarına İran'da kanları bozmamak için yakın akrabalarla evlilik uygun görülmüştür. Bu sebepten anaları ve kız kardeşleriyle evlenenler ortaya çıkmıştır. Özellikle Mazdeizm’in popülerolduğu dönemde.8. Cahiliye Araplarının kız çocuklarını diri diri gömmeleri bir gerçektir. Kız çocuğa sahip olmak onursuzluk sayılmıştır. AK Parti Kırşehir İl Başkanlığı Teşkilatı İslam da Kadının Önemi’ konulu seminer Başkanlığı tarafından İl Vaizesi Özlem Özger, tarafından kadınlar gününde İslam da kadının önemi ve yeri Parti Teşkilatının düzenlediği programda konuşan İl Başkanı Mustafa Kendirli, İslam da kadının öneminin anlatılmasının toplum için büyük mana ifade ettiğini söyledi.’Cennet anaların ayakları altındadır’, hadisinin, İslam dininde kadına atfedilen değeri gösterdiğini ifade eden İl Başkanı Kendirli, “Kadınlarımızı bir defa değil bizler her gün anmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bu nedenle de kadınlarımızın haklarını bilmeleri ve korumaları adına İslam da kadının önlemini anlatma gereği duyduk. İnşallah kadınımız hakkını bilerek ve öğrenerek ulaşmak istediğimiz düzenli toplumun inşasında da en önde görev alacaklar.” diye sonra AK Partili kadınlar, kamu kurumlarını gezerek çalışan kadınlara gül takdim etti. UHA HABER / Dikkatle okuyalım lütfen! Bedevi Arap`lardan ve Avrupa`lı sömürgecilerden edindiğimiz kadına karşı ilkel ve vahşi tavırlardan vazgeçelim!… Geçmişten Günümüze Türk Toplumlarında Kadının Yeri ve Önemi Azerbaycan bir Türk Oğuz ülkesi ve bizler de köklü bir geçmişe sahip Oğuz Türkleriyiz. Türk tarihinde kadın, hatun veya hanım değerli ve yeri doldurulamazdır. Dünya tarih sayfalarını incelersek, kadına Türkler kadar değer veren ve yücelten ikinci bir milletin olmadığını çok açık biçimde görebiliriz. Bugün bu makalede, kadının Türk toplumlarındaki yeri ile diğer toplumlardaki yerini karşılaştıracağım. Öncelikle belirtmek isterim ki, aile bugün olduğu gibi eski Türklerde de önemli ve değerlidir. Türk Kültüründe Kadının yeri ve Önemi Türklerde ailenin temeli kadındır. Türk kadını ailesinde söz sahibi olmuş ve kocasına daima destek olmuştur. Bu milattan önce de böyle idi. Avrupa, Afrika ve Arabistan’daki kadınlar köle olarak satılırken, Türk kadını her zaman hür ve özgür olmuştur. Eski Türklerde kadın, ailede söz sahibi olduğu kadar siyasi ve ekonomik ilişkilerde devlet yönetiminde de söz sahibi olmuştur. Kadınlar kılıcını iyi kullanır, ata biner ve güreşirlerdi. Kadınlar savaşa da katılırlardı. Bu yazılanları okuyanlar benim ırkımı yücelttiğimi düşünebilirler. Fakat bu yazılanlar tarihi gerçeklerdir ve size bunların tarihi kaynaklarını da sunacağım. Bir Türk atasözü şöyle der “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik iyi kadındır”. Türklerin kadınlara çok değer verdiğini söylemiştik. Bunu eski Türklerin tek eşli oluşlarından da anlayabiliyoruz. Yani Türk erkekleri, bir kadınla evlendiklerinde ikinci bir kadın almazlardı. Hun Türkleri döneminden beri kadın erkek ayrımı yapılmazdı. Hunlarda, kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak kabul edilir ve onsuz hiçbir şey yapılmazdı. Hatta öyle ki, Kağan’ın emirnamelerinde “Kağan buyruğu” ifadesi yalnız yer alır ve Kağanın hatununun adı kaydedilmezse o emirname geçerli sayılmazdı. Yabancı ülke elçileri sadece kağanın huzuruna çıkmazlardı. Elçilerin kabulü sırasında hatunun da kağanın yanında olması mutlak kural idi.1. Hatunlar, bazı zamanlarda kağan olmadan elçileri kabul ederlerdi. Örnek olarak, Avrupa Hun Devleti’ne gelen elçiler Atilla’nın eşi Arık Han tarafından kabul edilir ve devlet işleri hakkında görüşürlerdi. Kabul törenlerinde, ziyafetlerde ve şölenlerde hatun kağanın sol tarafına otururdu. Siyasi ve idari görüşleri dinler ve fikir belirtirlerdi. Ziya Gökalp bu durumu şöyle ifade ediyor “Eski ırkların hiçbiri kadınlara Türkler kadar hak vermemiş ve saygı göstermemiştir” 2. Göktürk ve Uygurlarda da kağanın hanımı hatun, devlet işlerinde kocası ile birlikte söz sahibi olmuştur. Tıpkı Hunlarda olduğu gibi, emirnameler yalnız kağan adına değil, “Kağan ve Hatunun namına” şeklinde ibare ile birlikte imzalanırdı. Kadın, aile içinde de daima yüksek söz sahibi olmuştur. 3. Asya Türklerinde Göktürklerin tarihi ve yaşamlarıyla ilgili en önemi kaynak Orhun kitabeleridir. VII. Yüzyıldan itibaren Orhun kitabelerinde, devlet işlerini bilen Hatunlardan söz edilir. Orhun kitabeleri de “Kağan ve Hatun buyurur” sözleriyle başlar. Türk kadınlarına verilen değerle alakalı İslam öncesi döneme ait bir çok kaynak bulunmaktadır. Bunlardan birisi de İslam öncesi İtil Volga Bulgarlarını ziyaret eden İbni Fadlan’ın eseridir. Fadlan eserinde Türk toplumunda kadının yerinin şaşırtıcı olduğunu itiraf etmekte ve şaşkınlığını açıkça belirtmektedir. Fadlan, hatunun hükümdarın yanında oturduğunu ve bunun Türk geleneklerinin bir parçası olduğunu ve Türk kadınının asla erkeklerden kaçmadığını belirtiyor. Diğer bir Arap seyyah İbn Batu şu şekilde not almıştır ” Burada öyle ilginç bir duruma şahit oldum ki, o da Türklerin kadınlara gösterdiği saygıdır. Burada kadınların kıymeti ve saygınlığı erkeklerden daha üstündür”4. Aynı zamanda bu yazdıklarımı eski Türk destanlarında da açıkça görüyoruz. Destanlarda kadının güç ve ilham kaynağı olduğu bildirilmektedir. Milli destanımız olan Dede Korkut hikayelerinde de buna rastlarız. Örnek olarak “Deli Dumrul hikayesinde” Dumrul, canı yerine kendi canını vermeye razı olacak birisini bulmaya çalışır ve bunu kadında bulur. Kadını hiç çekinmeden canını vereceğini söyler. Aynı zamanda, eski Türkler kendi soylarından olan kadınlarla evlenmeye önem verirlerdi. Bu olay Türk atasözünde şu şekilde belirtilir “Ey Türk oğlu. Suyu çaydan kızı soydan al” 5. Bunun nedeni, Türk kadınların daha önce de bahsettiğim gibi cesur ve onurlu olmalarıdır. Türk kadını her zaman at üstünde, kılıç elinde ve savaş meydanında en öndedir. Gene Dede Korkut destanımıza baktığımızda “Bamsı Beyrek” hikayesinde yer alan Banu Çiçek, bunun en güzel örneklerinden birisidir 6. Diğer bir örnek Selcan Hatundur. Selcan Hatun, düşmanın geceleyin kocasına baskın yapacağından şüphelenmektedir. Kocasını bu konuda uyarır ve savaş başlar. Mücadele esnasında kocasının atı yaralanır. Savaşa hazır bir şekilde kenarda bekleyen Selcan Hatun, atını düşmanın üzerine sürer ve onları kılıçtan geçirir. 7. Türk kadınının kahramanlığı yazmakla bitmez. Türklerin kadınlarına verdiği değeri tarihsel bilgi temelinde sizlerle paylaştım. Şimdi gelin diğer ırkların kadınlara verdiği değere bakalım. Dünyada Kadına Verilen Değer Öncelikle İngilizlerle başlayalım. İngiltere’de XI. Yüz yıla kadar erkekler karılarını satabilirlerdi. Hıristiyanlar ise kadına şeytan gözüyle bakıyorlardı. Yine İngiltere’de, kadın pis bir varlık sayıldığı için incile el sürmesine izin verilmezdi. Kadınlar incile dokunabilme hakkına Hanri döneminde 1509-1547 sahip oldular. Dourun Westminister Kilisesi’ndeki bir İngiliz keşiş konuşmasında şunları söylemiştir Yüz yıl öncesine kadar kadın kocasının sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi, söz verilmeden konuşması da yasaktı. Adam başının üzerine büyük bir odun asar ve gerektiğinde kadını cezalandırmak için onu kullanırdı. Erkek çocuklar ise annelerine evdeki hizmetçiden daha fazla değer vermezlerdi. Çinlilerde kadın insan sayılmaz ve isim dahi verilmezdi. Kız çocuklarına da ad verme gereği duymaz, bir iki üç şeklinde çağırırlardı 8. Hayatı boyunca bir adamın yönetiminde yaşamak zorundaydı. Kadın hizmetçi sayılır, kocası ve çocukları ile aynı sofrada oturamazdı. Ayakta durup onlara hizmet etmek zorunda idi 9. Farslarda kadın erkeğe itaat etmek zorunda kalırdı. Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi normal karşılanırdı. Sasani İranında Farslar, kan bağının nikaha mani olmaması nedeni ile anne ve kız kardeşleriyle evlenebildikleri gibi, bu konuda teşvik edilirdi 10. Arapların cahiliye döneminde kız çocuklarının toprağa diri diri gömülmesi tarihi bir gerçektir. Kız çocuğa sahip olmak şerefsizlik olarak görülürdü. Budizm’in kurucusu Buda, ilk zamanlar kadınları dine kabul etmemiştir. Eski Yunanlarda da kadının bir değeri bulunmazdı. Kadın, tıpkı bir eşya gibi alınıp satılır ve miras olarak bağışlanabilirdi 11. Slavlarda Ruslarda kadın eşya olarak kabul edilir ve bu olay Zodruga şeklinde adlandırılırdı. Slav ailesindeki çocuklara da esir gibi bakılırdı. Ruslar, kocası ölen kadını da kocası ile birlikte gömerlerdi. Rus hükümdarlarının, yakın adamlarının gözü önünde halktan cariyelerle ilişkiye girmesi normal karşılanırdı. Farklı milletlerde kadınlara verilen değeri sizlerle paylaştım. Şimdi net olarak, Türk milleti kadar kadınlarına değer veren ikinci bir milletin olmadığını vurgulayabiliriz. Azerbaycan Türk yurdunda ve bütün Türk ülkelerindeki erkekler, hanımlarına yeniden atalarımızın hanımlarına verdiği değeri vermeli ve Türk kadınını daima üstün tutmalıdırlar. YAZAR Aynur TALİBLİ & Tarih ve Medeniyet Araştırmacı Tavsiyeleri ve verdiği değerli bilgiler ile destek olan Türk komutan İshak Çelik beye teşekkürlerimi sunarım. ______________________________ Faydalanılan kaynaklar Ali Ahmetbeyoğlu; Avrupa Hun İmparatorluğu, TTK Yay., Ankara,2001, Ziya Gökalp; Türkçülüğün Esasları, Hzrl. Mehmet Kaplan, Varlık Yay., İstanbul 1970, s. 35. Özkan İzgi; “İslamiyetten Önce TürkKadınları“, Türk Kültürü Araştırmaları, Ankara,1975, Muharrem Ergin; Orhun Abideleri, Boğaziçi Yay., Ankara, 1989, Azərbaycan Birliyi sehifəsi Muharrem Ergin; Dede Korkut Kitabı, Boğaziçi Yay, İstanbul, 2001, M. Ergin; Dede Korkut Destanı, Necla Arat; Kadın Sorunu 2. Baskı, Say Yay., İstanbul, 1986, TARİHÎ SÜREÇ İÇERİSİNDE TÜRK TOPLUMUNDA VE DEVLETLERİNDE KADININ YERi VE ÖNEMİ HISTORICAL PROCESS AND THE IMPORTANCE OF WOMEN IN THE TURKISH SOCIETY AND THE STATES Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜNDÜZ Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ABD *** Neden Bağımsız bir haber ajansı olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir ajans gazeteciliğini hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok. Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz. Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için Bugün Abone Ol. seninle güçlü, seninle özgür! [UHA Haber Ajansı, 17 Mayıs 2021] 1243 Son Güncelleme 1243 TAKİP ET AK Parti Kırşehir İl Başkanlığı Teşkilatı İslam da Kadının Önemi’ konulu seminer Başkanlığı tarafından İl Vaizesi Özlem Özger, tarafından kadınlar gününde İslam da kadının önemi ve yeri Parti Teşkilatının düzenlediği programda konuşan İl Başkanı Mustafa Kendirli, İslam da kadının öneminin anlatılmasının toplum için büyük mana ifade ettiğini söyledi.’Cennet anaların ayakları altındadır’, hadisinin, İslam dininde kadına atfedilen değeri gösterdiğini ifade eden İl Başkanı Kendirli, “Kadınlarımızı bir defa değil bizler her gün anmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bu nedenle de kadınlarımızın haklarını bilmeleri ve korumaları adına İslam da kadının önlemini anlatma gereği duyduk. İnşallah kadınımız hakkını bilerek ve öğrenerek ulaşmak istediğimiz düzenli toplumun inşasında da en önde görev alacaklar.” diye sonra AK Partili kadınlar, kamu kurumlarını gezerek çalışan kadınlara gül takdim etti. Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz Kadının islamdaki yeri ve önemi Dinimizde kadına pek büyük bir mevki vede şerefli bir makam vermiştir. Allah bir ayet-i kerime de “Ana-babanıza öf bile demeyin” [İsra Sûresi, 28] buyurmuştur. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur; “Cennet anaların ayakları altındadır,” [Suyûtî, el-Camiü’s-sağir, 3642] kadınlara çok büyük bir makam vermiştir. Bu münasebetle, İslâm’da kadın-erkek eşitliği olmadığı şeklindeki itirazlara kısaca temas edelim Allah sonsuz hikmetler sahibidir. Mahlukatını, hikmetinin iktizasına göre, istediği gibi yaratır. Bazısına diğerinden farklı kabiliyetler ve meziyetler verir. Hiçbir mahlukun, bu hüküm ve iradeye müdahale etmeye hakkı yoktur. Allah, erkekler ile kadınları her yönden eşit yaratmamıştır. Bu iki cinsi her cihetle eşit kılmaya çalışmak ancak fıtratı değişmekle mümkündür, bu ise muhaldir. Erkeğin ve kadının mahiyetleri bir çok cihetle farklılık gösterir. Hüküm çoğunluğa göre verilir kaidesinden hareketle şöyle diyebiliriz Erkekler, “güç ve kuvvette, teşebbüs kabiliyetinde, cesarette”, Kadınlar ise, “şefkatte, hassasiyette, vefa ve sadakatte” daha ileridirler. Gerek kadının gerek erkeğin birbirinden üstün tarafları vardır. Aile çatısı altında, her iki tarafın üstün meziyetleri birleştirilir ve böylelikle ailenin ihtiyaçları yanında, saadeti de temin edilmiş olur. Erkeklerin güç ve kuvvet yönünden daha ileri olmaları sebebiyle, Allah ailenin sorumluluğunu, birinci derecede, erkeklere yüklemiştir. Efendimiz Aleyhi salatu vesselam, Veda Hutbesinde insanlık tarihinin temel sorunlarından biri olan, kadın haklarının korunması ve gözetilmesi konusunda şöyle buyurmaktadır “ Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onları, Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır… Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız namusunuzu korumaları, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları Her ülkenin kendi geleneğine uygun şekilde onların rızıklarını ve giyimlerini temin etmenizdir.” “Tirmizî, Rada’ 12 1163; Ebû Dâvûd, Menasik 57 1905; İbn Mâce, Nikah 3 1851

kadının islamdaki yeri ve önemi vaaz